ŞAMİL KUCUR

12.11.2006

 

İliklerinde vatan sevgisiyle ölen ilklerin adamı Nuri Demirağ

 

Üsküdar sırtlarından İstanbul'u işgal altında görmenin ağırlığıyla ezilmiş ve ilk sahibi Mühürzadelerden Nuri Bey'i vatan aşığı yapmış bir köşk, bugünlerde TMSF tarafından hortum alacağına karşılık satılmaya hazırlanıyor.

Köşkün ilk sahibi, abide bir şahsiyet olan Nuri Bey'in milletten kazandığını millete harcadığı düşünüldüğünde, köşkün makus talihi kaderine cilvesine bak dedirtiyor. Okuyunca siz de hak vereceksiniz...

Nuri Beyi abideleştiren süreç, 1.Dünya Savaşı'ndan sonra azınlıkların Türkleri "hor gören" tavırlarına sessiz kalan hükümete tepki olarak Zİraat Bankası'ndan istifa etmesiyle başlar.

 

İLK SİGARA KAĞIDINI ÜRETTİ

 

Nuri bey, sonraki günlerde bir sigara kağıdındaki imla hatasından rahatsız olup, 56 altınlık küçük bir sermayeyle ilk yatırımını yapar ve "Türk Zaferi" adını verdiği ilk yerli sigara kağıdını üretir. Bu yerli malı kağıt büyük ilgi görür ve Nuri Bey 84 bin liralık büyük bir kazanç elde eder. Milli Mücadele'nin ilk aylarına rastlayan bugünlerde ticarette yükselen Nuri Bey, bir yandan da Müdafaa-i Hukuk Cemiyeti'nde yöneticilik yaparak zafere katkıda bulunur.

 

ÜLKEYİ DEMİRAĞLARLA ÖRDÜ

 

Nuri Bey'in müteşebbis ruhu, Cumhuriyet'in ilk yıllarında da kendini gösterir. Demiryollarında millileştirilme kararı üzerine, daha önce bir Fransız şirketine ihale edilen Samsun-Sivas demiryolu hattının inşası Türk müteahhitlerine verilecektir. Yedi kilometrelik demiryolu ihalesi, “milletten kazandığını millete verme ilkesiyle” 210 bin lira gibi düşük bir fiyat öneren Nuri Bey'e verilir. Nuri bey, daha sonraki dönemlerde, bugün 10 bin kilometre demiryolu olan Anadolu'da 1250 kilometre demiryolunu ve demir çelik, çimento fabrikası gibi bir çok inşaatı da başarıyla tamamlar. Nuri Bey'in “milletin parası anlayışı” hiç değişmez. Bunun nişanı olarak da yaptığı her eserden sonra bir çeşme yaptırır. Mühürzadelerden Nuri bey, soyadı kanunun ardından Atatürk'ün isteğiyle Demiryolları yatırımından dolayı "Demirağ" soyadını alır.

 

İLK UÇAĞI DA O ÜRETTİ

 

Türkiye, 1930'lu yıllarda ekonomik sıkıntı içindedir. Türk ordusunun uçak, malzeme gibi ihtiyaçları, kampanyalarda toplanan paralarla, dışarıdan satın alınarak karşılanır. Nuri Demirağ da bu kampanyaya katılır ancak montaj sanayi mantığına karşı çıktığı için kendi uçağımızı kendimiz yapmalıyız diyerek yola koyulur. Almanya, Çekoslovakya ve İngiltere'deki uçak fabrikalarını mühendisleryle birlikte gezer. 17 Eylül 1936'da bir Çekoslovak firması ile anlaşarak Beşiktaş'ta proje atölyesini Sivas Divriği'nde ise fabrikayı kurar. Türk Hava Kurumu (THK) Nuri Demirağ'a 10 adet eğitim uçağı ile 65 adet de planör siparişi verir. Demirağ ve ekibi, bir yandan bu siparişleri yetiştirirken, bir yandan da Nu.D.38 ismi verilen altı kişilik, çift motorlu ve gövdesi alüminyum kaplı yeni bir model geliştirir. Demirağ'ın bu başarısı, Türkiye'de olduğu kadar yurtdışında da büyük yankılar uyandırır. Son teknoloji 'Nu.D.38'in yapılması, dünya uçak sanayicilerinin dikkatini ilk uçak fabrikamızın üzerine çeker.

 

BİR FIRSAT DAHA VERİLSEYDİ

 

Türkiye'nin ilk uçak mühendislerinden olan Selahattin Alan, Demirağ'ın en değerli iki iş arkadaşıdır. İlk deneme uçuşunu yapan Alan, bu uçuşu başarıyla tamamlar. Ancak THK yetkilileri, uçakların 'Tecrübe uçuşlarının' Eskişehir'de yapılmasını ister. Buraya kadar uçağıyla gelen Alan, çevredeki hayvanların havaalanına girmemesi için kazılan hendekleri farkedemediği için pistten önce iniş yapar ve vefat eder. Bu olaydan sonra THK,'Şartlara uygun değil' diyerek uçakları almaz. Demirağ'ın "Pilotaj hatasıdır " ısrarları THK'nın kararını değiştirmez. İşin aslı sonradan anlaşılır. THK, Fransa'ya Henrio marka uçak siperişini çoktan vermiştir. Ama bu Fransa'dan alınan bu uçaklardan ülkeye hayır gelmez çünkü bir süre sonra hurdaya çıkarılır.

 

İLK MUHALİF PARTİYİ KURDU

 

Demirağ'ın bu parlak çıkışı, İsmet İnönü döneminde saf dışı edilmesiyle sona erer. Haksızlığa dayanamayan Demirağ, 1945 yılında Türkiye'nin ilk muhalefet partisi kabul edilen Milli Kalkınma Partisi'ni (MKP) kurar. Ancak partisinin adı, köşkte verdiği kuzu partileri nedeniyle İnönü yanlısı basın tarafından "Kuzu partisi" denilerek küçük düşürülür. Siyasete önce bağımsız sonra DP milletvekili olarak devam eden Demirağ, “açık sözlü, dürüst ve cesur” bir abide şahsiyet olarak 1957'de vefat eder.

 

 

 

 

 

 

 

 

 


©2007 Nuri Demirag.com